30 Mayıs 2013 - 07:27
Amerika’ya biat etmenin işareti; 'İran karşıtlığı'

Türkiye İslamcılığının Suriye Evrimleşmesi(2) BismihiTeâla Şişmiş alın damarları, çakmak çakmak gözler, gıcırdayan dişlerle çaresizlik ve yenilmişlik hissiyatı içinde “kin ve öfke” dolu olarak: “…Adını da Hizbullah’ın değiştirmesi lazım, hizbüşşeytan yapması lazım…” sözleri “muhafazakâr iktidar”ın en yetkin ağızlarının birinin dilinden dökülünce; İslami/İslamcı(!) medyada zırhlar kuşanıldı, sözler dizildi, kalemler yontulup mızraklara döndürüldü, “sahife”leri havaya kaldırmak için.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Sahife”ler hemen havaya kaldırmalıydı; iktidar için, güç için, altın için, makam için!..Zira Nasrallah; “…Şu an yaşanmakta olan bu savaşın iki tarafı söz konusudur. Birincisi ABD ve Batı eksenidir ki şu an geçmişi, bugünü ve geleceği yok etmekte olan tekfirci gruplara umut bağlamıştır. Diğer taraf ise direnişi destekleyen ve müzakereye çağıran devlettir. Hizbullah Amerika'nın İsrail'in, mezar soyguncularının göğüs parçalayanların yer aldığı cephede olamaz…"sözleri ile safları ayrıştırmış, “hak” ve “batıl”ı aşikâr eylemişti. Aynen İmam Ali (a.s)’ın Sıffin’de safları ayrıştırdığı gibi!..

“Sahife”ler hemen havaya kaldırılmalıydı kalemler ucunda! Zira kitlelerin gözü açılabilir, hakikati görüp “hak”ka yönelebilirlerdi!

Türkiye İslamcılığı yeni bir aşama da. “Siyasal İslam”dan “ılımlı/Amerikancı İslam”a doğru evrimleşmesini büyük bir hızla devam ettiriyor:“Küresel Şeytan ve yandaşları ile beraber olmakta beis görmeyen, hatta “oyun kurucu büyük ülke” olmak için bunu elzem gören; dost ve düşmanlarını “Allah’ın dini” eksenli değil de pragmatik (ulusal ve mezhep çıkarcısı) olarakbelirleyen; “ümmet” denince zihninde “mezhep” ve “ülke” kavramları canlanan; “dünya barış ve selameti(?)” için en büyük tehdit olarak Ehl-i Beyt mektebine mensubiyeti olan kişiler tarafından yönetilen ülke ve yapıları gören Neo-Osmanlı İslam”ıradikallerinden ılımlılarına, tarikatlarından hizmet cemaatlerine kadar içselleştirilmiş durumda.

“Büyük Şeytan Amerika”, Suriye iç savaşından kazanımlarını devşirmeye devam ediyor. “Türkiye İslamcılığının evrimleşmesi” hiç kuşkusuz Amerika açısından paha biçilemez bir kazanım. Bir zamanlar kendilerine “mollalar İran’a” diye bağırılan “İslamcılar(!)” şimdi koro halinde “kahrolsun inkılab” bağırıyorlar!? Laikler bile derin bir şaşkınlık içinde: “Ne oldu, ne oldu da inkılab karşıtlığında bir zamanlar karşı mücadele verdikleri “İslamcılar” geldi onları geçti?

Türkiye İslamcılığın Suriye evrimleşmesi devam ediyor. Kimliksizleştirme!.. Kişiliksizleştirme!.. Acaba neler oluyor?

1-Amerikancılık övünç kaynağı oldu!

Eskiden bu topraklarda sızma Amerikancılar bile Amerikancılıklarını gizler, açıktan kabullenmezlerdi.  Oysa şimdi “muhafazakâr iktidar”, “yandaş cemaat ve medyaları” Amerikancı olmayı bir övünç vesilesiolarak telakki ediyorlar. Zamanın firavunu ile aynı masa da yemek yemeyi “büyük” ve “önemli” olmanın ayrıcalığı olarak ele alıyorlar. Obama’nın Kerry’nin en küçük jest ve mimik hareketleri bile önemseniyor; Obama’nın sırt sıvazlayan eli samimiyetin, bir olmanın birlik olmanın alameti olarak görülüyor!?

2-Emperyalizm karşıtlığının mahkûm ediliyor olması!

Nasrallah’ın; “biz Suriye’de Amerika, İsrail ve yandaşlarından yana olmayacağız” sözü, İslami medya tarafından ağız birliği edilmişçesine “tehlikeli ve kışkırtıcı” olarak değerlendirildi. Yani hal dili il demek istiyorlar ki,”Amerikancı” olmak serbest hatta övünç vesilesidir. Ancak Amerika ve İsrail’e tavır almak hele hele onları düşman belleyip mücadeleye koyulmak fitnedir!?

3-Amerika’ya biat etmenin işareti; “İnkılab karşıtlığı”!

Eli kalem tutup ağzı laf yapan kim varsa, yerinden kalkar kalkmaz –hakaretvari olarak- İslam İnkılabı ve direniş cephesine yöneliyor. Kanaat önderleri, yazarlar-çizerler, aydınlar vs. için iktidara (iktidar üzerinden Amerika’ya) biat etmenin işareti ve gereği “İslam İnkılabı” aleyhine yazmak ve konuşmak oldu. İftira atan suçlayan da var, akıl veren de! Demek istiyorlar ki: biz “İslam İnkılabı” karşıtıyız!.. Biz sizinleyiz, sizdeniz, Amerikancıyız!..

4-İzzetli tavır ve söze hasret kalmak!

İslam ümmetinin kalbine saplanmış bir hançer olan “Gasıp Siyonist İsrail” rejimine karşı İslam ümmetinin medar-ı iftiharı olmuş, ümmetin haysiyet ve onurunu ayaklar altında ezilmekten kurtarmış olan “Hizbullah”a yetkin birileri “şeytan” yakıştırması yaptı da; İslami yapılar ve medyadan izzet sahibi bir çıkıp ta: “Hey! Siz ne dediğinizin farkında mısınız?” bile diyemedi!.. Bir kez daha görüldü ki, “mezhepçilik” ve “ulusalcılık” Türkiye İslamcılığının damarlarında ki kandır! Ve o “mezhepçi, ulusalcı” kan “Suriye zehirlenmesi” dolayısıyla tamamen “Amerikancılık” virüsünün etki alanındadır!

5-“Yandaş medya”dan “uşak medya”ya!

Ezilmişlik ve sindirilmişlik psikolojisi ile “muhafazakâriktidar”ın her fiiline kayıtsız şartsız destek vererek “yandaş medya” unvanını almaya hak kazanmış olan “İslami medya”da Suriye evrimleşmesinden en üst düzeyde nasibini almakta. Para, unvan, makam ve ortamla tanışan “yandaş medya”, artık “muhafazakar iktidar”ın yaptığı her fiili kayıtsız şartsız desteklemekle kalmayıp, bu fiillerin taşıdığı fazilet ve kerametleri anlatmayı üzerine vazife addettiğinden “uşak medya”ya dönüştü!?

6-Meleklerin cinsiyetini tartışmak!

İslam ümmetinin geleceği açısından Suriye’de bir ölüm-kalım mücadelesi verilirken Türkiye’nin (sözüm ona) en büyük İslami yapıları bir tür meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşguller. “Sakallı, cübbeli” olan, Arap çöllerinde develerle çektirdiği resimleri yayınlayarak, cemaatini; “sakalsız” olan ise Afrika’dan getirdiği siyah çocuklara “kolbastı”, Asya’dan getirdiği sarı çocuklara “horon” oynatarak tüm Türkiye’yi meşgul ediyor!?

7-“Ümmet” demek; bizim “mezhep” bizim “ülke” demektir!

Yeniden oyun kuran büyük devlet olacağız, Neo-Osmanlı geri dönecek hülyaları ile merkeze kendini koyan iktidar ve yandaş cemaatlerin ellerinde iki argüman var; “mezhep ve ülke”. Ve garip olan ise şu ki; “ümmet, mezhep ve ülke kavramları ile daraltılamaz” diyen evrenselliği kuşanmış kişiler, “mezhepçilik ve milliyetçilik”le suçlanıyor!?

Sonuç

Türkiye İslamcılığın Suriye evrimleşmesi devam ediyor. Birinci aşama da “Amerikancılık” içselleştirilmişti. Şimdi ikinci aşama da “Amerikancılık”la övünç duyuluyor! İslami yapılar, cemaatler, kanaat önderleri iktidara, iktidar Amerika’ya dayanarak bilinmez serüvenlere doğru yol alıyorlar.

Ama bir gün besbelli ki; “şeytan” ile iş tutmanın, “şeytan” ile aynı çuvala girmenin bir bedeli olacaktır!..

K.Ş. SEVİNDİK